ŞİİR (43)

Ara:

EN GÜÇLÜ ŞİİR

EN GÜÇLÜ ŞİİR 

 

Ben ki İnka ve Afrika 

Şöyle dursun  

Asur’u ve Babil’i gezmişim 

Hind’i ve Çin’i 

Mısır’ı ve Beni İsrail’i

ÜRYANA GİR

Ne mal ne enval
Ne de müştemilat
Elinde eğri bir asa
Eğninde çürük bir hilat

Bir ver dedi iki verdim
İki ver dedi beş verdim
Verişlerimin hepsini okudu.
Dedi
Hırsını hükmünü
Ahını tamahını
Ke

EŞŞEKLEŞME

Düşünmekten
Eşşek başı kadar ağırlaştı başım
Ne gövdem kaldırabiliyor bu ağırlığı
Ne de yaşım
Hele bir kenarda dursun
Şu Aristo
Şu Kant
Şu Hegel
Düşün git gel
Düşün git gel
Düşüncemi kahkahama yükl

DELİLİK ARAZLARI

İnancım şah aklım avam
Yapışıyorum beton ranzaya sırtüstü
ampul uzaydan gülüyor
Okyanus gibi görünüyor bana tavan
Başını boğum boğum duvara dayayarak
Bekleyişinden midir
Biçiminden midir
Bilemiyorum
Süpürgey

GARDİYAN ZIBO

Beklentimi açar gibi
Açtı mazgalı Zıbo
Uzattı mavi mektubu:
"Kusura bakma da
Başından büyük bir bok yedin
Göt kadar bir yerde
Meçhul bir aşka şah dedin."

Sustu
Hüzünlendi
Süzdü beni derin derin

NÖBET KRİZİ

Yattığım hücre kapısının önünde
Sekiz saat dimdik nöbete durdu Zıbo
Giderken açtı mazgalı:
"Yatın yutun
Basurunuz mu kaşındı
Voltanızı atın
Hayal kurun
Hayalinizi donatın
Ama alet etmeyin
Şiirinize güne

BAŞ MÜDÜR

    Onuncu günündeyiz
    Açlık grevinin
    Dikelmiş başucuma
    Baş müdür:

    "Sen ey
    Hücrenin İskender'i
 &

AŞIĞIM

Aşığım
Yüzünü görmediğim birine
Kim bilir
Belki de kudret-i kebirime
kendi kibirime.

Yüzü mühim değil
Kesin aşığım
Milyarlarca çağrı vardır çünkü
Nabzımın her vuruşunda
Duru bir çığlığı dinlercesi

KUT TÖRENİ

Sağımda
Nürnberg Bakiresi
Yani içinde
Demir çivilerin bulunduğu
Kadın biçiminde
Bir lahit.
Solumda
İki cinsiyetli Tanrı Oxala
Ve derinliği tatlı anahit

Kıçımın altında
Boşluğun altı boyutu

BÜYÜK İNSANLIK

Ellerimde ateşin ve suyun mizacı
Ellerimde susamış taze ter
Binbir çeşit hüner
Lakin
Beynim mistik uhrevi
Beynim doktriner

Kalbimi örseleyen
Dar ihtiyaçların
Demir ağlarına takılmış
Kara bir örümc

DOLUNAY VOLTASI

Uyurken dürtükledi

Sol böğrümü Keltoş Memet

"Bak

Açıverdi maymuncukla kapıyı

Çıktı yine maltaya

Bizim illegal Müştak

Acıyorum

Dağıldı

Aşık oldu mücerrete

Aşksız kaldı serseri<

BREZilYALI KUŞ

Sesini beşiğinde yitiren

Kimsesiz

Aç bebekler gibisiniz

Alnınıza sığınmış tüm okyanuslar

Acınıza yunuslar.

Nasıl da demirlemişler pencerelerinizi

Şu dünyada yalnız

Bizim Bahai güneşi

MİSAK MANUŞYAN

Demir kıtalar eşliğinde getirildin

Ne milliyet ne din

Kimliksizdin

Orada

O duvarın dibinde

Dünya dilinde

Kurşuna dizildin

Anadolu anlamadı seni

Şu ana kadar

Bilmiyorum

STRAVİNSKİ'Yİ DİNLİYORUM

Gökleri müziğiyle

Yağmura gebe kılan

Ulu şamanı

Evreni yutan an'ı 

Dinliyorum

"Dinle ey merak," diyor

İçimdeki serkeş Şeytan

"Kaldır dikkatini

Şu yüz milyar yıldıza bak

K

İPLEMİYORUM

Yorganımın üzerinde

Boş bir yemek tası

Ve bir resim

Hasların hası.

Bir de yeni verilmiş 

Kalın bir kitap

Kalınlığında Kant'ın

Aşkınsal tamalgısı

Hücremin dışında

Bana kar

KALBİMİN KAŞİF GÜCÜ

Dayak bitti
Jandarma çekip gitti
Çevremde zafer avazları
Direniş vaazları
Askıya alınmış önseziler
Yamulmuş masum yüzler
Yüzlerde renk almaşığı morartılar
Kökensel algı arazları
Düşünce tarzları

D

KORKUT

Her ayak sesinde
Korkma be oğlum Korkut
Bazan tilki postunda
Gelir bu devlet
Bazan bozkurt
Hep sen korkacak değilsin ya
Tutun adının ilk harfine
Bir kez de sen korkut
Çok batıyor bana inan
Şu eğik duruş

KEHANET

Sayın hırs sahipleri
Milyonlarca yıl önce insan yoktu
Milyonlarca yıl sonra insan olmayacak
Milyarlarca yıl önce güneş sistemi de yoktu
Milyarlarca yıl sonra bu da olmayacak

Sayın sürü sahipleri
Otobüs şöförleri

İSMET'in HORULTUSU

İsmet'in horultusunu dinliyorum
Gecenin harim-i ismetinde
Kaşınıyor hayret ediyorum
Arada beş duvar var
Beş şanlı ve de kanlı duvar
Bu adamı eminim ki
Horladığı için yatırıyorlar
Aileye ve devlete
Meydan oku

TURNA

Kendi gagasındaki çöpe konuyor
Uçarken bu kuş
Ötüşlerinin güneyinden doğuyor güneş
Güneyleşiyor sesinin dokunduğu her şey

Yitik ahengini arıyor bazan bu kuş
Hücre şulesi gibi
Çekiliyor zamanı terk ediyor
Se

DERVİŞ MÜLHİD BABA'NIN AŞKIDIR

Boynuma kol bıraktı üç yıl
Adımı zikretmeden belalı sevdi
Görk ve gül cemal içinde
Sağ olsun
Sağıncımı hayrımı şerrimi sevdi
Sonra ne oldu anlayamadım
Haylice duruldu
Lügat-i Harzemde ve zeban-ı muganda
Namı

VOLTAMIN ZEVKİNDEYİM

Molla Kabız Kuranı farklı yorumladığı, İsa'yı tüm peygamberlerden üstün gördüğü ve fikrinden dönmediği için Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam ettirilen Osmanlı aydınıdır. 1984 yılında yazdığım bir şiirde onun adı geçiyor.

Yata yata

KÜFRETME

Küfretme be Hegel'e
Yaylaaaaaaaaaaaaan
Voltana bak
Voltana bak
Hergele

Kolay mıdır
Hem idealizmin kölesi olmak
Hem de metafizik bir gözlükle
Diyalektiğin ışıltılarını bulmak

Hadi hadiii

LAL DİLİ

LAL DİLİ
(Bir hovardanın dilinden)

Hasetinin aynasında
Çarmıh çatlağı
Anakronik ışıltılar
Sitem çıngı çatışkı
Böyle gider herhal
Uslanmaz bunun aşkı

Anlatsam anlamıyor
Dünyanın en özgür en t

AYIB ETMİŞLER

AYIB ETMİŞLER


Bir yıl ceza yedim hakaretten
Devlet başkanına
Baş gardiyan dediğim için
Mazgaldan kararı bildirdiğinde yalnızdı
Ne diyorsun bu işe dedim
Gülümsedi bana kızdı
Sustu düşündü sonra
Aklın

SUSKUNLUĞUM

SUSKUNLUĞUM

Güvercin üveyişlerinden değil
Parmaklıklara vuran tan alazından değil
Jandarma kulelerinden
Sıla türkülerinden hiç değil

Kimsenin fark edemediği güzellikleri
Hayranlıkla seyretmemden
kayna

KELEŞ OĞLUM

KELEŞ OĞLUM

Karanlığın körebesini oynuyordu küçükken

Benim keleş oğlum

Yokluğuyla boşluğunu oyuyor

Balçık bacaklı bendeler koyuyordu içine

Büyüdü hayatı hatmetti şükür

Seçildi sultan oldu çok şükür

BÜYÜK YAZAR

BÜYÜK YAZAR

Hep kalın romanlar yazdı büyük yazar

kalın bir dille, 

Her biri okurda koca bir "NİÇİN" 

Kulakları çınlasın Stendhal'in 

İnce yazamadı ince bir dille.

Vakti olmadığı için.<

SERÇE VE BEN

SERÇE VE BEN

Parmaklıkların bu yanında ben

Öte yanında serçe

Ben başlayınca o susuyor

O başlayınca ben

İkimiz birden susuyoruz bazen

Yayılınca tezkere türküleri

Nöbetçi kulelerinden.

SALAK SELİM

Geldiğinden bu yana

Salak salak şeyler istiyor idareden

Salak Selim

Sabah sabah açtırdı mazgalı yine:

"Affedersiniz

Sikebileceğim birileri var mı Başefendi?"

Kenan Evren'in idareye el koyduğu

TAZE İNCİR

TAZE İNCİR

Acıdı galiba 

Açtı mazgalı

Tek bir taze incir sundu asker

Tarifsiz bir minnettarlıkla aldım 

Masamın üzerine koydum oturdum

Seyrine durdum.

"Korkuyorum," diye fısıldadı i

ÖLÜMÜN İKİ TÜRÜ

Ölümün iki türü

Efendinin ölümü 

Mümtaz ve müntazimdir

ülkeye ateş düşürür 

Yürekleri dağlar

Namerdi mert eder

kölenin ölümü ise hazindir

hallaç osuruğu gibi araya gider.

9

KAFAM

KAFAM

Dört yön dört boyut seferidir

Sehere uyanan kafam 

Bahtiyardır diridir

Heraklit ateşi gibidir

seslerin ışıltıların

Renklerin duyguların

Kıpırtıların 

İç bağlantılarına

İNZİVA

Mazgal deliğinde

Ruhumun özü

Biricik varlığımın

Davarlığımın 

Evrensel tözü

Tek gözü

Cemşid'in kadehi gibi

Parlıyor bazen

Bazen kararıyor

Hücreye dalıyor bazen

Em

RESİMDEKİ ÖKÜZ

Seyrediyorum resimdeki öküzü

Sakız çiğneyerek

"Bakma öyle," diyor, "gevişime

İkimiz de boyunduruk infazındayız

Sen beynini koşuyorsun karasabana

Ben ise boynumu

Üstelik 

Senin şu gevişin

DEĞİŞİYORUM

Serimde bir bela

Bir sanal sevda

Bilmiyorum nerdeyim

Sanırım

Sonlu ile sonsuzun 

Kafa kafaya verdiği

Ve dört boyutlu bir anı

Beraber irdelediği yerdeyim

Sevsem sevmesem olmuyor

MERCEK

Voltam cansız

Naçar nüzul

İnsicamsız

Şimdim hiç yakıcı değil

Kuramıyor kendini

Derin kuşatıcı değil

Menzilim üç adım

Üçü de bedenimde

Bir ara iteledim kendimi

Geçemedim öteme<

ZİYARET

Parmaklıkların ötesinde

Anam ve peder

Avuntu ve zevahir

Istırap ve keder

Bu yanda ben

Ve teskereci askerler

Ve kendi kendine

Düşünen dolan 

Ve de

Firari düşüncelerin

BAĞLILIK

Metaneti mengenede

Özverisi kıtlık kıranda sınanmış

Bir kez yanmamışsın onun için

Senin için bin kez yanmış

BÜYÜK DESTANIN SIRRI

BÜYÜK DESTANIN SIRRI

Tezimde yangın oldu

Yangın oldum tezinde

Yıkıntım kerametim

Antagonizmde

Ne izinde

Ne özünde

Büyük destanın sırrı

Yıkıntımın közünde.

19 temmuz 1985

KOŞU

KOŞU

Güzelleştiren nedir felsefemizi

Erişilmemiş güzelliklerin

Gizine koşturmasıdır bizi

6 Ağustos 1985

ACI VE SEVGİ

ACI VE SEVGİ

Acısını dindirmek için

Göğsüne basarmış BUDA

Bir gazal yavrusunu

Bu aslında

Acının sevgiyle dindirilmesidir

Aç bir bebeğin

Bereket sancısıyla zonklayan

Bir memeyi emmesi

REİS

REİS

Güverteye çıktı Reis

Attı tuttu

Tayfalara oturttu

Barış dedi sonra

Savaş dedi

Ateşe verdi sıfırı

Atladı deliğinden

Topladı çelik kasaları

Mevzi tuttu.

Öze döndü&n

RESİMLER (1139)

Tümünü Gör...

Durgunluk

Karton Üzerine Karışık Teknik

Ana

Akrilik (Kağıt Üzerine)-35x50

Anşa

Kolaj-Akrilik (Kağıt Üzerine)-35x50

Asur

Akrilik(Kağıt Üzerine)-35x50