ÖYKÜ (22)

Ara:

GARO

Gece yağan yağmur, şafağa doğru gücünü yitirdi. Horoz ötüşlerinden sonra, bebek tebessümü gibi açıldı gökyüzü. Peş peşe çataklanmış iki eşek, pazar yerine yaklaştı yükleriyle. En önde ilerleyen ve semeri sırt yağırını kanlandıran yaşlı eşek durdu,

OCAĞIN ARABI

Işık suya düştü, su derinleşti. Zaman, döktü tortusunu, genleşti, zerrecikleşti, vurdu yüzeye. Su sessizleşti. Kuşlar ötmeye başladı ve Kalem Mümeyyizi, Cehennem Ağzı Mağarası'ndan çıktı usulca. İçinde döşeme mozaikleri, nişler, gömütler, sunaklar

ALEGORİ

Ben bu kadını fehmedemedim bir türlü. Altmış yaşında. Güzel. Kabir azabından azad olmuş gibi geziniyor. Yüzünde benlik bilincinin ürkütücü sancıları, doluluk ve güven telkin eden ezoterik ışıltılar. Resim malzemelerini yüklemiş, üç tekerlekli bisi

BAŞLIYORUM

Kafam kurşun gibi ağır. Ressamın delinmiş bilinci, kocaman, kara karesi sanki kafam. Değişemiyorum. Bu kesin. Beynimin yerinde ters çevrilmiş bir pisuvar. İçimde, varlığımın çapını zorlayan habis bir duygu ve parçalanmış tablolar. Gördüğüm her can

ZAVOT

Büyük kazandaki gravyer sütünü mayalayan Markof, kantarın ötesinde, süt makinasını kolla çeviren genç çırağın yanına geldi, "Gözün aydın Hagop, oğlun olmuş," dedi.
Çevirme işini sol kola aktaran yakışıklı Hagop, sağ kolunu ustaya doğru uzattı

DUKHOBORLAR

DUKHOBORLAR

Kalkamıyorum. Açım. Keşke gitmeseydim. İki ucu açık bir koridorda sağlı sollu kırk beş tablo. Her tablonun önünde on dakkamı yuttu şerefsiz kadın. Ağzının içine baktım konuşurken. Güzeldi. Üşüttüm belimi hiç yoktan yere. Sergi

ÜSTADIN ÖLÜMÜ

Doktorlar Üstad’ın en fazla on günlük ömrünün kaldığını söylüyorlardı. Ziyaretçileri çoğalmış, edebiyat ve yayın dünyasından iri, gödür, akıllı, avanak, hoşur, hödük, ketum, geveze bir yığın adam gelmiş, iyi dileklerle çiçek buketleri bırakı

BİRİM BİRİM

Bir insan bir insana gitti mi, ondan sonra duramaz, hep gider. Babam da öyle yaptı. İlkin o çiçekçi kadına gitti. Anam ses etmedi. Çiçekçi kadın babamı çiçeklerin ve kuşların gani olduğu yerlere götürdü. Tabi evlat olarak iş başa düştü. Anamın ist

KOKTEYL

Hınbıl, avanak herif. Boşuna götürdü beni. Kokteyle değil, hındıma, gevişe, helva sohbetine gittim. Bol bol mırıldandım kendi kendime. Hepsi kadın, hepsi dul. Kabuk bağlamış acıların süslü halleri. Niye gittim ki. Adam zaten elinde geziyor, tam bi

OĞLUM

Kim ne derse desin, dünyanın divaneliği güzeldir. Dünyayı sevdim. Ama ben en çok, yalan yok, oğlumu sevdim. Beni babası değil, arkadaşı gibi görürdü. Bütün sırlarını açıklardı bana. Şakacı bir insan olmasına ve her resmiyeti Tİ’ye almasına r

BASKIN

24 ocak vesilesi ile Maymun Düğünü adlı kitaptan aldığım yazıyı sunuyorum sizlere.

BASKIN

Roşnik köyünden çıkıp, tepede durdu, Ali Haydar. Başını çevirdi, kışa ve yokluğa karşı kendi maddi koşullarını üretmekte güçlük çeken, geçmiş

SEVGİLİM

Tuvalleri boyuyor yığıyorum. Sevgilim gelecek. Atölyeye çeki düzen veriyorum biraz. Kavram, stil ve kategori zibiliyle dolup ağırlaşan kafamı musluğun altında yıkıyorum. Nedendir bilemem, böylesine kutlu bir gün olunca yenilenme ihtiyacı duyuyorum

MEKTUP

Mektubu akşama doğru aldım. Anlamını itina ile gizleyen bir mektuptu. Okudum döne döne, anlayamadım. Anlam açan bir anahtarım, bir şemam, bir kuramsal modelim yoktu. Anlamam için mektubun gaip seslerini, iç bağlantılarını, bilumum çelişkilerini, b

İBRAHİM

“Gerçek hayatta böyle bir adam var mı yok mu bilmiyorum ama bildiğim tek şey, bu adamın farklı biçimlerde sık sık gelip ruhuma yerleşmesi ve benimle derunî dilden sohbete durmasıydı. Son gelişini hiç unutamıyorum. Hayata zihin gözüyle

ZABEL YESAYAN'IN ÖLÜSÜ

Çalışma kamplarında büyücü Ani diyorlardı ona. Binaları temizliyor, kamyona biniyor, tomrukçularla birlikte taygaya (orman) gidiyor, gizlice onların fallarına bakıyordu. Zabel'i Erivan'dan tanımış, dokuz yıl hep onu, onun geçmişini dinlemişti. Kit

DİL ATEŞİ

Nenemin ölümünden bu yana tatlı ve çekici bir dil ateşine tutuldum. Çocukluğum, gençliğim o adsız dengbejin ( ona bu adı takmıştım) masallarını, süzülmüş, duru söylemlerini dinlemekle geçmişti. Çok güzel bir kadındı. Dilinin ışıltısını gözlerinde,

ŞAMRAM

Yedi gündür firardayım. Saydam ve kesinim artık. Bilme ve kuşkulanma kipini dallandırıp dağı aşıyorum. Toprak deviniyor, ışıktan karanlığa, karanlıktan ışığa ve bana geçiyor toprak. Çocuk nerede? Süt annesiyle birlikte kafileye katıldığı doğru

HÜSAMETTİN KESEKAĞIDI

Duvarların içinde, lağım borularında yapıcılardan kalma sesler, diller. Fısıldaşan, çiftleşen paralel duygular. Kinler, garezler, husumetler, dağdağalar. Lağım müştemilatı. Borular. Birbirlerinin boynuzlarında ışık hüzmeleri ya da çamur görünce ko

İYİ EDEBİYAT

Durumu iyi değildi. Evde sürekli ve sesli bir şekilde kendi kendine konuştuğu için karısı Samantha bitip tükenmez ikazlardan bir sonuç alamayınca, kendisini terkedip, Adalaid’e gitti. Samantha’nın gidişinden iki ay sonra da, çok sevdiğ

PAZAR

O gün horozlar ortalık ağarmadan öttü. Anladım ki kurdun ağzında güvercin kanı var. Kalktım, ışığı yaktım. Baktım, yandaki boş odanın toprak zeminini karınca ölüleri kaplamış. Mübarek Mushaf-ı Reş, duvardaki yerinden karınca ölülerinin üzerine düş

ZEHİR

İlkin Sokrat’ın yaşamını inceledim. Hallacı Mansur’a geçtim sonra. Kendimi alamadım, ordan Osmanlı tarihine girdim. Baba İshak, Şeyh Bedreddin, Nadajlı Sarı Abdurrahman, Molla Lütfi, Molla Kabız derken, yoruldum, kendimden geçtim. Soba

YAWURU

Altın Islık Kuşu, mavi deltaların ve lagünlerin bulunduğu bölgeyi gelin tülü gibi saran tropik sisin dağılmasını bekledi. Tatlı ve tuzlu suların güçlü gelgitlerle sarmaş dolaş olduğu açık koydan çekildi balıkçılar. Kurbağa korolarına teslim oldu g

RESİMLER (1139)

Tümünü Gör...

Durgunluk

Karton Üzerine Karışık Teknik

Ana

Akrilik (Kağıt Üzerine)-35x50

Anşa

Kolaj-Akrilik (Kağıt Üzerine)-35x50

Asur

Akrilik(Kağıt Üzerine)-35x50